Blog

Aynadan Yansıyan Hayatlar

psikolog-dokunmak

HASTA – DANIŞMAN İLİŞKİSİNDE DOKUNMA

HASTA – DANIŞMAN İLİŞKİSİNDE DOKUNMA

Etik konularla ilgili süpervizyon çalışmalarında   Öğrencilerin ortaya çıkardığı bir konu da hastaya dokunup dokunmamaktır. Öğrenciler şunları sormaktadırlar:  “ dokunmanın hastaya yararlı olup olmayacağını nasıl tespit ederim?”, “ hastama ilgi ve şefkat göstermeli miyim ?”, “ eğer bir hastaya karşı cinsel duygular besliyorsam yakınlaşmalı mıyım”

 

Erotik olmayan uygun  ilişkinin 4 ana kategorisi:

 

  • sosyal ve duygusal yönden gelişmemiş olan hastalara danışmanlık
  • kriz içindeki bireylere danışmanlık
  • genel duygusal dayanışma sağlamak
  • terapi sonundaki yaklaşım

 

Son yıllarda bazı yazarlar terapötik süreçte hastalara dokunmanın cinsel ilişkiye neden

olup olmayacağı ile ilgilenmişlerdir. Bu çalışmaların sonucuna göre,

 

  • daha yaşlı ve deneyimli terapistlerde dokunma herhangi bir cinsel eğilime yol açmamaktadır.
  • Karşı cinse dokunma çoğu uygulamacı tarafından yasaklanmış ve uygulanmamaktadır.

 

Hasta ile olan erotik etkileşim etik değildir ama erotik olmayan dokunuşlar terapötik olarak değerli olabilir. Ama yine de dokunma bir teknik olarak kullanılmamalıdır. Ayrıca dokunma yapmacık değil samimi olmalıdır. Hasta yapmacık dokunmalara tepki verebilir ayrıca hasta dokunmaya hazır olmayabilir.

 

Danışmanlar fiziksel olarak hastalarına ulaşıp onlara dokunarak teselli etme ihtiyacı duyabilirler bu da hastalarının duyduğu acıyı paylaşma ihtiyacından kaynaklanmaktadır.

asperger-sendronu

ASPERGER SENDROMU

ASPERGER SENDROMU

Asperger Sendromu (AS)1944´de Avusturyalı hekim Hans Asperger tarafından “otistik piskopati” olarak tanımlanmıştır. AS, otizmin uç bir bozukluğu olarak düşünülmektedir. Sendromun ana belirtileri aşırı içe kapanıklık, tekrarlayıcı davranışlar, tekdüze bir konuşma, belli bir konuya abartılı ilgidir. Çocuğunuz iletişim kurmuyorsa, çevresine duyarsızsa, mimik ve jestlerinizi anlamıyorsa asperger olup olmadığı yönünden değerlendirilmelidir.

Asperger çocuklar (Asperger Sendromu çocuklar) bebeklik yıllarında sağlıklı gelişirler, otistik çocuklar ise çok daha erken belirti verirler, çevreleriyle iletişimleri yoktur, konuşma gecikmesi vardır.

Asperger çocuklarda konuşma gecikmesi yoktur. Etyolojisi bilinmemekte, genetik geçişli bir sorun olduğuna ilişkin veriler olup, otistik bozuklukta olan sebepler sorgulanmaktadır. Hastalık, 3-4 yaşlarından sonra anlaşılmaya başlar, genellikle erkek çocuklarında daha sık görülür, her dokuz erkek çocuğuna karşılık bir kız çocuğunda ortaya çıkar.

Asperger Sendromu tüm çocuklar aynı değildir. Her birinin kendine özgü kişiliği vardır. Tipik semptomlar kişiye özgü şekillerde tezahür eder. Sonuç olarak diğer normal çocukların tümüne birden uygulanabilecek bir eğitim yöntemi olmadığı gibi, AS’li çocukların tümü için de bir sınıf reçetesi olamaz.

Asperger Sendromu teşhisi konmuş çocuklar arkadaşlarınca eksantrik ve acayip olarak değerlendirilir. Sosyal yeteneklerindeki beceriksizlik nedeniyle günah keçisi haline getirilirler. Sakarlıkları ve anlaşılması güç konulara takıntı derecesindeki ilgileri “acayip” olarak tanımlanmalarını artırıcı rol oynar. AS’li çocuklar insan ilişkilerini ve sosyal olayların (gelenek görenek gibi) kurallarını anlamamaları nedeniyle saf olarak değerlendirilirler.

Esnek olmamaları ve değişikliklerle başa çıkamamaları onları duygusal olarak kırılgan ve strese kolay maruz kalan bir hale sokar. AS’li çocuklar ortalama ve daha üstü zeka seviyesindedir ve hafızaları çok güçlüdür. Tek bir konuya eğilip onun peşinden koşmaları da ileriki yaşamlarında büyük başarılara neden olabilir.

Asperger Sendromu belirleyen tanımlayıcı özellikleri nelerdir?

  • Asperger sendromu olan insan sosyal olabilmek için çabalar ama başaramazlar.
  • Yüz ifadeleri gibi sözel olmayan sinyalleri anlamakta güçlük çekerler.
  • Tek düze, hızlı, duygudan yoksun konuşurlar.
  • Sözcüklerin mecazi anlamlarını anlamakta güçlük çekerler.
  • Hayal gücü eksikliği vardır. Soyut düşünmede zorlanırlar.
  • Sakarlık belirgin bir özellik olarak dikkat çeker.
  • Bisiklet sürmek gibi koordinasyon gerektiren becerilerde zorluk yaşarlar.
  • Bu kişiler çoğunlukla bir şeye karşı takıntılı bir ilgi geliştirirler.
  • Trenlerin zaman çizelgeleri, at yarışlarını kazananlar ya da köprü uzunlukları, uzay, otomobil gibi özel konularda bilgileri ezberlerler.
  • Rutinlere karşı özel ilgi duyarlar.

 

Aşağıda Asperger Sendromu belirleyen tanımlayıcı özellikler ve bunu takiben öneriler ve sınıf içi stratejiler vardır. Bu öneriler çocuğun ihtiyaçlarına göre şekillendirilmelidir.

Aynılıkta ısrarcılık
Asperger Sendromu çocuklar küçük değişikliklerin üstesinden gelemez, çevresel stres faktörlerine karşı aşırı duyarlıdır ve bazen ritüellerle (aynılıkta ısrar) ilgilenirler. Endişelidirler, kendilerini bekleyen şeyin ne olduğunu bilmezlerse takıntı derecesinde endişe duyarlar. Stres, aşırı yorgunluk ve duygusal yüklenmeler karşısında kolaylıkla dengelerini kaybedebilirler.

Sosyal etkileşimde bozukluklar
Asperger yaş ilerledikçe daha belirginleşir. Çünkü sosyal iletişimde ciddi handikaplar ortaya çıkar. AS’li çocuklar sosyal etkileşimin karmaşık kurallarını anlamada yeteneksizlik gösterirler. Saf görünürler. Çok fazla ben merkezcidirler. Fiziksel temastan hoşlanmayabilirler. Şakaları anlamazlar. Ses tonları doğal değildir. Bu çocuklar çevreye duyarsızdır. Sorulara her zaman uygun yanıt vermezler, uygun olmayan bakışları ve beden dilleri vardır. Hassas ve zarif değillerdir. Sosyal ipuçlarını yanlış değerlendirirler. Duruma uygun olmayan mimik ve jestlere sahiptirler. Sosyal mesafeyi değerlendiremezler. Konuşmaları uygun ifade ve tonlamadan yoksundur, bu nedenle tekdüze, motor gibi konuşurlar. Konuşmayı başlatmada ve sürdürmede yeteneksizdirler. Konuşmaları gelişmiştir ancak iletişimleri zayıftır. Konuşma stilleri kimi zaman fazlasıyla yetişkin gibidir ve “küçük profesör” diye nitelendirilebilirler. Çevrelerindeki insanlarla empati yapamazlar. Karşılarındaki insanların duygularını, sözel olmayan iletişimi anlayamazlar. Başkalarının yalan söyleyebileceğini veya aldatılabileceklerini algılayamadıklarından kolaylıkla kullanılabilirler.

Sınırlı ilgi alanı
AS’li çocukların tuhaf ilgileri veya acayip, yoğun tutkuları (alışılmadık şeyleri saplantı halinde biriktirme gibi) vardır. Belli bir konuya abartılı ilgi duyarlar. Örneğin otomobil, uzay, ağaç çeşitleri gibi eksantrik konularda her ayrıntıyı bilirler, arabaları motor sesinden bile tanıyabilirler. İlgi alanları konusunda insafsızca konferans verme eğilimindedirler; bu konularda tekrarlayan sorular sorarlar; fikir üretmekte problemleri vardır; diğerlerinin isteklerine aldırmaksızın kendi eğilimlerini takip ederler ve bazen de kendi kısıtlı ilgi alanları dışında kalan herhangi bir şeyi öğrenmeyi reddedebilirler.

Konsantrasyon bozuklukları
AS’li çocuklar sıklıkla içlerinde gelen uyarılarla yapmakta olan işlerden uzaklaşırlar. Organize olmada zorlanırlar. Sınıftaki aktivitelere sürekli odaklanma konusunda zorlanırlar (bu çoğunlukla dikkat eksikliğinden değil, odaklandıkları şeyin acayipliğindendir). AS’li yetişkinler ise ilgili olanın ne olduğunu bulup çıkaramaz, dolayısıyla dikkat ilgisiz uyaranlara odaklanır, hayal alemine dalmaktan daha yoğun bir şekilde kendi karmaşık iç dünyalarına çekilme eğilimindedirler ve grup halinde öğrenmede zorluk çekerler

Motor koordinasyonun zayıf olması
AS’li çocuklar fiziksel olarak beceriksiz ve sakardır. Kaskatı ve beceriksizce yürürler. Motor yetenek gerektiren oyunlarda başarısızdırlar. İnce motor bozuklukları da varsa kalem tutmada problemler ve yazı yazma hızının düşük olması ve çizim yeteneklerinin etkilenmesi görülebilir.

Okul ve akademik hayatta zorluklar
AS’li çocuklar genellikle ortalama ile ortalama üstü zekaya sahiptir (özellikle sözel açıdan) ama yüksek düzeyde düşünme ve anlama yeteneğinden yoksundurlar. Düz ve yalın olma eğilimindedirler. Hayalleri somuttur, soyutlamaları ise zayıftır. Titiz, kılı kırk yaran konuşma stilleri ve etkileyici kelime hazineleri hakkında konuştukları şeyi anladıkları gibi yanlış bir izlenim verir. Oysa ki gerçekte onlar sadece okuduklarını veya duyduklarını papağan gibi tekrar etmektedirler. AS’li çocuk çoğunlukla mükemmel bir hafızaya sahiptir, fakat bu mekaniktir. Bir video gibi kurulma sırasına göre çalışır. Problem çözme yetenekleri zayıftır. Aspergerli çocukların eğitim gördükleri okulla da işbirliği yapılması, bu çocukların özelliklerinin eğitimcilere anlatılması gerekiyor.

Duygusal yaralanma (incinme)
Asperger Sendromu çocuklar normal eğitimlerini tamamlayacak zekaya sahiptir. Fakat çoğunlukla sınıfın istekleri ile başa çıkacak duygusal güce sahip değildir. Bu çocuklar esnek olmamaları nedeniyle kolaylıkla strese girerler. Kendine güvenleri düşüktür. Sıklıkla kendilerini eleştirirler ve hata yapmayı tolere edemezler. Asperger sendromuna bağlı olarak buluğ çağından itibaren ruhsal sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Asperger çocuklar özellikle 8-9 yaşından itibaren yoğun kaygı duyarlar. Toplumla uyum içinde olmadıklarının farkındadırlar. Otizmden ayrılan noktası budur. İçe kapanıktırlar ama iletişim için isteklidirler, ancak ne yapacaklarını bilemediklerinden yaklaşımları genellikle insanları uzaklaştırır. Yaşıtları tarafından dışlanıp, alay edilirler. AS?li yetişkinler özelikle adolesan çağındakiler depresyona yatkındır (AS’li ergen ve yetişkinler arasında depresyon oranı yüksektir.) Öfke reaksiyonları/sinirlilik, stres ve aşırı endişe durumlarında yaygın bir dışavurumdur. AS’li çocuklar nadiren rahattır. İşler onların katı bakış açısı doğrultusunda gitmediği zaman kolaylıkla etkilenirler. Takıntıları, dikkat bozukluğu, aşırı hareketlilik olabilir. Bu sorunların tedavi edilmesi ve yönlendirilmesi Aspergerli çocuğun yaşamını kolaylaştırır. Bu sorunlar tedavi edilmezse sendrom daha da ağırlaşıp çocuğun hayat kalitesini düşürür.

Aspergerli çocuğun yaşamını kolaylaştıracak öneriler nelerdir?
Aynılıkta ısrarcılık özellikleri öneriler

  • Tahmin edilebilir ve güvenli bir çevre sağlamak
  • Tutarlı günlük rutin sağlamak: AS’li çocuk her günün rutinini anlamalı ve elindeki işe konsantre olmak için ne beklendiğini bilmelidir.
  • Sürprizlerden kaçınmak: Çocuğu özel aktivitelere, değişen programlara veya her türlü rutin değişikliğine karşı, ne kadar küçük bir değişiklik olduğuna bakılmaksızın, önceden ve dikkatli bir şekilde hazırlamak gerekir.
  • Çocuğu yeni bir aktiviteye, öğretmene, sınıfa, okula, kampa vs. önceden uyararak korkularını yatıştırmalıdır. Haberdar edildikten sonra en kısa sürede de takıntılı endişesi yatıştırılmalıdır (Örn: AS’li çocuk okul değiştirmek zorunda kalırsa yeni öğretmeni ile tanıştırılmalı, okul gezdirilmeli ve bunlar okul başlamadan önce yapılmalıdır. Yeni öğretmen çocuğun özel ilgi alanlarını keşfetmeli ve çocuğun ilk günü için bu konuda kitapları ve aktiviteleri hazır etmelidir.)

 

 

Sosyal etkileşimde bozukluklar için öneriler

  • Çocuğu kabadayılıktan ve kızdırılmaktan koruyun.
  • Daha büyük yaş gruplarında, sosyal beceriksizlik ciddi hale gelince, problemin gerçek bir özür olduğu konusunda akranlarını eğitin. Sınıf arkadaşları ona şefkatle davrandıklarında onları övün. Bu işlem diğer çocukların sabrını ve empatisini artırırken günah keçisi durumunu da engeller.
  • Akranlarınca hayranlık uyandıracak hafıza, kelime hazinesi, okuma yeteneği gibi özelliklerini ortaya çıkaracak durumlar yaratarak akademik yeterliklerini vurgulayın. Bu durum kabul görmeyi artıracaktır.
  • AS’li çocukların çoğu arkadaş ister ama nasıl davranacağını bilemez. Çeşitli durumlarda nasıl reaksiyon göstereceği öğretilmeli ve değişik sosyal durumlarda kullanması için repertuar hazırlanıp verilmelidir. Çocuğa ne söyleyeceğini ve nasıl söyleyeceğini öğretin. Bu çocukların sosyal alandaki değerlendirmeleri diğerlerin kendiliklerinden öğrendikleri kuralların öğretilmesinden sonra gelişir.
  • AS’li çocuklar diğerlerinin duygularını anlamamalarına rağmen doğru davranmayı öğrenebilirler. İstemeden ve amaçlamadan hakaret ederlerse, nazik olmazlarsa veya duyarsız davranırlarsa bu davranışlarının niye doğru olmadığı açıklanmalı ve doğru davranışın ne olduğu anlatılmalıdır. AS?li yetişkinler sosyal olayları entelektüel yetenekleri ile öğrenmelidir, çünkü sosyal içgüdüleri ve sezgileri yoktur.
  • Yaşça daha büyük Asperger Sendromu öğrenciler bir arkadaşın desteğinden fayda görebilirler. Öğretmen duyarlı bir sınıf arkadaşını AS’li çocuğun durumu ile ilgili eğiterek yanına oturtabilir. Arkadaşı Asperger Sendromu çocuğu her ortamda (serviste, teneffüste) izleyerek onu okul aktivitelerine dahil etmek için çabalamalıdır.
  • Asperger Sendromu çocukların inzivaya çekilme eğilimi vardır. Bu yüzden öğretmen diğerlerinin arasına katılması için teşvik etmelidir. Aktif sosyalleşmeye cesaretlendirmeli ve izole olarak sadece kendi ilgi alanına yönelik geçirdiği zamanı sınırlandırılmalıdır. Örneğin öğle yemeği sırasında bir öğretmen AS’li çocuğun yanına oturarak onu akranlarının konuşmalarına katılmaya teşvik edebilir. Bunu yaparken sadece fikrini söylemesi ve sorular sorması ile yetinmeyip diğer öğrencilere de usta manevralarla aynısını yaptırtmak gerekir.
  • Sınırlı ilgi alanı için öneriler
  • Asperger Sendromu çocuğun izole ilgi alanı hakkındaki sorularına ve tartışmalarına sebatla izin vermeyin. Bu davranışlarını günün belli bir zaman dilimi ile sınırlandırın. Örneğin hayvan saplantısı olan ve sınıftaki bir evcil kaplumbağa ile ilgili sayısız soruları olan bir AS’li çocuğun bu sorularını sadece teneffüste sorması gerektiğini öğrettim.
  • İstenen bir davranışa doğru olumlu yöndeki zorlama AS’li çocuğa yardım etmedeki en önemli stratejidir. Bu çocuklar övgüye yanıt verir (örneğin sürekli soru soran bir çocuğun ara verdiğinde ve başkalarına söz hakkı tanıdığında öğretmeni tarafından övülmesi ve kutlanması gibi). Bu çocuklar ayrıca diğer çocuklara verilmiş bir hakkı kullandıklarında, istenen bir sosyal davranışta bulunduklarında da övülmelidir.
  • AS’li bazı çocuklar ilgi alanları dışında bir şey yapmak istemezler. Sınıftaki çalışmanın tamamlanması için kesin kurallar konulmalıdır. AS’li çocuğa kontrol dışına çıktığı ve kurallara uyması gerektiği çok açık şekilde söylenmelidir. Ancak bununla beraber sınıf ona kendi ilgilerine yönelmesi için de fırsat vermeli ve bir orta noktada buluşulmalıdır.
  • Özellikle inatçı ve kafa tutan çocuklar için tüm ödevlerin ilgi alanları etrafında toplanarak kişiselleştirilmesi gerekebilir (örn: Eğer ilgi alanı arabalar ise gramer cümlelerinden, matematik problemlerine, okumadan hecelemeye kadar her şey arabalarla ilgili olmalıdır). Ödevlerindeki diğer konulara yavaş yavaş geçilir.
  • Öğrencilere işlenen konudan ama kendi ilgi alanı ile bağlantılı ödevler verilmelidir. Örneğin trenlere saplantısı olan bir çocuğa, sosyal dersinde bir ülke işleniyorsa, o ülkenin ulaşım sistemini araştırması verilebilir.
  • Çocuğun tutkularını, onun ilgi alanlarını geliştirmekte bir yol olarak kullanın. Örneğin yağmur ormanları konusu işlenirken, hayvan saplantısı olan bir çocuktan yağmur ormanlarındaki hayvanları ve hayvanların evi olması nedeniyle de ormanları incelemesi istendiğinde, bu çocuğu öyle motive etti ki, yaşamak için hayvanların evi olan ormanı kesmek zorunda kalan yerli halkı da araştırıp öğrendi.

Konsantrasyon bozuklukları için öneriler

  • Eğer AS’li çocuk sınıfta üretken olacaksa çok ciddi miktarda sıkı ve disiplinli dış yapılanma gerçekleştirilmelidir. Ödevler küçük parçalara bölünmeli ve öğretmen sık sık geri bildirimde bulunmalı ve yeniden yönlendirmelidir.
  • Ciddi konsantrasyon problemi olan çocuklar belli sürelere bölünmüş çalışma seanslarından fayda görürler. Bu kendilerine organize etmelerine yardım eder. Süresinde tamamlanmamış (ya da dikkatsizce yapılmış) sınıf çalışmaları çocuğun kendisine ait zaman içinde (teneffüste veya özel ilgi alanlarına yöneleceği sürede) tamamlanmalıdır. AS’li çocuklar bazen inatçı olabilir. Kesin beklentiler ve onlara olumlu yönde zorlama yapacak kuralların uygulanmasına ihtiyaçları vardır. (böyle bir program AS’li çocukları üretken olmaya motive eder ki bu da kendine olan güvenlerini artırır ve stres seviyesini düşürür, çünkü çocuk kendini yetenekli görür.)
  • AS’li öğrencilerdeki düşük konsantrasyon, düşük yazma hızı ve ciddi organizasyon bozukluğu, ona verilecek ev ödevini azaltmayı ve/veya ayrı bir odada öğretmen gözetiminde ekstra zaman vererek ödevini tamamlatmayı gerekli kılabilir (AS’li bazı öğrencilerin konsantrasyonları o denli zayıftır ki çocuğun anne babası her gece çocukla birlikte saatler harcayarak ödevi tamamlama stresine girerler.).
  • AS’li çocuğu sınıfın önüne oturtun ve dikkatini derse vermek içim sık sık sorular yöneltin.
  • Dikkatini toplamadığı zamanlarda çocukla sessiz iletişim kurmaya çalışın (omzuna hafifçe dokunmak gibi.
  • Aktif bir şekilde AS’li çocuğu kendi iç düşünceleri ve fantezilerinden ayırarak gerçek dünyaya yeniden odaklanmaya teşvik edilmelidir. İç dünyası gerçek hayattan daha cazip olduğu için bu gerçek bir mücadeledir. Okulda küçük çocuklar için serbest oyun saati bile programlanmalıdır. Çünkü yalnızlıklarına dalar ve hayaller kurarak oynamaya dalıp gerçekle ilişkilerini kaybedebilirler. AS’li çocuğu bir veya iki arkadaşı ile yakın gözetim altında oynatarak hem oyun zamanını düzenlemiş, hem de sosyal yeteneklerini uygulamasına fırsat vermiş olursunuz.

 

Motor Koordinasyonun zayıflığı için öneriler

  • Büyük motor problemleri ciddi boyutta ise uyarlayıcı fiziksel eğitim programların gitmesi için yönlendirin. AS’li çocuğu beden eğitiminde yarışmaya dayanan spor programları nedeniyle sağlık/fitness programlarına gönderin.
  • Çocuğu yarışmaya dayanan sporlara girmesi için zorlamayın. Çünkü motor koordinasyondaki zayıflık nedeniyle bu sadece korkuya ve takım arkadaşlarının alay etmesine davetiye çıkarır. AS’li çocuk kendi hareketlerinin koordinasyonunu anlamamanın eksikliğini çekerken takım arkadaşlarının hareketlerinin anlaşılmasını beklemeyin.
  • Okul ödevleri çocuğun yazı yazma hızının düşük olduğu dikkate alınarak zamana ve parçalara bölünmelidir.
  • Okul ve akademik hayatta zorluklar
    İstikrarlı başarı sunması amaçlanmış, fazlasıyla bireyselleştirilmiş akademik program sağlayın. AS’li çocuk kendi içgüdülerini izlememek için fazlasıyla motivasyona gerek duyar. Öğrenme korku uyandırıcı değil, ödüllendirici olmalıdır.
  • AS’li çocuk duyduğunu tekrarladığı zaman anladığını varsaymayın. İlave açıklamalarda bulunun ve ders içeriği soyut olduğu zaman basitleştirmeye çalışın.
  • Mükemmel hafızalarını onların yararına kullanın. Sakladıkları bilgiler genellikle onların en kuvvetli tarafıdır.
  • AS’li kişilerin yazılı ödevleri çoğu zaman kendini tekrarlar, bir konudan öbürüne atlar ve yanlış kelime bağlantıları vardır. Bu çocuklar genellikle kişisel görüş ile genel bilgi arasındaki farkı bilmez ve bu nedenle öğretmenin onların anlaşılması güç açıklamaları anlayabileceğini zanneder.
  • AS’li çocukların genellikle okumaları çok iyidir, ama dili idrak etmeleri zordur.
  • Akademik çalışmaları düşük kalitede olabilir. Çünkü AS’li çocuklar kendi ilgi alanları dışındaki konularda çabalamak için motive olmazlar. Yapılan çalışmanın kalitesi açısından kesin beklentiler belirlenmelidir. Zaman periyotlarına bölünerek yapılan iş sadece tamamlanmış olmamalı aynı zamanda dikkatli yapılmış olmalıdır. AS’li çocuk kötü yaptığı çalışmasını teneffüste veya kendine ayıracağı zamanda düzeltmelidir.
  • AS’li ergenler sınavlarını tamamlamak için akranlarına oranla daha fazla zamana ihtiyaç duyarlar (sınavı ayrı bir odada yapmak hem daha fazla zaman sağlar hem de öğretmenin yönergeleri tekrarlaması kişiyi elindeki işe daha iyi odaklar).

Duygusal yaralanma için öneriler

  • Yüksek seviyede istikrar sunarak patlama yaratacak etkileri önleyin. Streslerini azaltmak için günlük rutinde olabilecek değişikliklere karşı hazırlayın. AS’li çocuklar beklenmedik değişikliklerle karşılaştıklarında korkarlar, kızarlar ve üzülürler.
  • Patlamalardan korumak için strese karşı nasıl baş edeceklerini öğretin. Üzüldüğü zaman neler yapması gerektiğini yazmasına yardım edin. Örneğin: 1- Üç kere derin nefes al. 2- Sağ el parmaklarını 3 kere say. 3- Rehber öğretmeni görmek istediğini söyle. Çocuğun kendini rahat hissettiği ritüellerden birini listeye ekleyin. Bu maddeleri bir karta yazarak çocuğun cebine koyun ki gerektiğinde erişebilsin.
  • Öğretmenin sesinden yansıyan etki minimumda tutulmalıdır. Hırsı ve sabrı gösterirken AS’li çocuk ile olan iletişimimizde sakin olun ve o sizi önceden tahmin edebilsin. AS’li çocuğun üzgün veya depresif olduğu konusunda sizi bilgilendireceğini beklemeyin. Bu çocuklar diğer insanların duygularını anlamadıkları gibi kendi duygularından da haberdar değillerdir. Çoğu zaman depresyonlarını örtbas ederler ve belirtilerini inkar ederler.
  • Öğretmenler; dağınıklığın, dikkatsizliğin, ve yalnızlığın artması, stres eşiğinin azalması, aşırı yorgunluk, ağlama, intihar belirtileri ve benzeri gibi depresyona işaret eden davranış değişiklikleri konusunda uyanık olmalıdır. Bu gibi durumlarda çocuğun kendisini iyi hissettiğini söylemesine inanmayın.
  • Bu gibi belirtileri çocuğun psikiyatristine bildirin veya çocuğu depresyon açısından incelenmesi ve gerekiyorsa tedavi alması için terapiste gönderin. Çünkü bu çocuklar genellikle kendi duygularını tartamazlar ve depresyonun erken teşhisi çok önemlidir.
  • AS’li adolesanların depresyona özellikle eğilimli olduklarından haberdar olun. Bu çağda sosyal yeterliğe çok değer verilir. AS’li öğrenci diğerlerinden farklı olduğunun ve normal ilişki kurmakta zorluk çektiğinin farkına varır. Akademik çalışma genellikle daha soyut bir hale gelir ve AS’li öğrenci ödevlerini daha zor ve karmaşık bulur.
  • AS’li adolesanın günde en azından bir kez kontrol edilebilmesi için bir görevlinin belirlenmesi kritik öneme sahiptir. Bu kişi onunla her gün biraraya gelerek ve diğer öğretmenlerin gözlemlerini toplayarak ne kadar iyi başa çıkıp çıkamadığını tayin etmelidir.
  • Özel bir alanda zorluklar görüldüğünde akademik yardım almalıdır. Başarısızlığa karşı bu çocuklar daha çabuk etkilenerek reaksiyon gösterebilirler.
  • Duygusal olarak çok kırılgan AS’li çocuklar özel eğitim sınıfında kişiselleştirilmiş akademik programa gerek duyabilir. Bu çocuklar kendilerini üretken ve yeterli görebilecekleri bir öğrenme ortamına ihtiyaç duyar. Bu nedenle ödevlerini tamamlayamadığı, konseptleri kavrayamadığı bir yerde tutmak içe kapanmalarını artırıp depresyonun basamaklarını hazırlar. Bazı durumlarda özel eğitimden ziyade bir kişisel yardımcı belirlenmelidir. Bu yardımcı etkin bir destek, yapılanma ve istikrarlı geri bildirim sağlar.
  • Aspergerli çocuklar çevresel stres faktörleri altında kolaylıkla ezilirler ve kişiler arası ilişki yetenekleri nedeniyle öylesine derinden etkilenirler ki bu da duygusal yaralanma ve zor bir çocukluk izlenimi yaratır. Bu gençler sorunsuz akranları ile kıyaslandıklarında önce çok farklı olduklarını sonra dünyayı tavizsiz ve beklentilere uygun bir hale getirmek için ne büyük çaba gösterdiklerini fark ederler.
  • Öğretmenler, AS’li çocukların etraflarındaki dünya ile işbirliği yapmayı öğrenmelerinde can alıcı rolü oynarlar. Çünkü AS’li çocuklar genellikle endişelerini ve korkularını ifade edemezler. Onların güvenli iç dünyaları yerine bilinmez dış dünyada yaşamalarını sağlamak ve buna değeceğini göstermek yetişkinlere düşer. Okulda bu gençlerle çalışan profesyoneller onlarda eksik olan dış yapılanmayı, organize olmayı ve tutarlılığı sağlamak durumundadır. Sadece akademik başarıları için değil aynı zamanda diğer insanlardan yabancılaşma hislerini azaltmak ve günlük yaşamın alelade istekleri karşısında daha az ezilmelerine yardımcı olmak açılarından da Asperger sendromuna sahip kişilere yaratıcı öğretme stratejileri gereklidir

Asperger çocukların yetişkin dönemleri nasıl olur?
Aspergerli çocuklar erişkin yaşa geldiklerinde uygun eğitim ve uygun iş seçmişlerse kendilerine yetebiliyor. Asperger çocuklar yetişkin dönemlerinde kendilerine uygun iş bulabildikleri ve yönlendirildikleri taktirde çalışabiliyor. Ama insanlarla yüz yüze diyalog kurmayacakları, organizasyon, yaratıcılık ve el becerisi gerektirmeyen, zaman baskısı olmayan, korunmalı, rutin, tek düze işlerde çalışabiliyorlar. En büyük sorun işe kabul edilirken yaşanır. Sorulara düzgün yanıtlar veremedikleri için mülakat gerektiren işlerde başarılı olamıyorlar. Kendilerini anlayan ve kabul edecek eş bulabilirlerse evlenebilirler.

 

misofonya

Misofonya İşitsel Algı Bozukluğu Sendromu

Misofonya Nedir?

Misofonya işitel algı bozukluğu olarak tanımlanan, bireyin bağzı seslere karşı seçici davranması, bu seslerin işitilmesinin sinir sistemine etki etmesi durumudur. Bu etki genellikle sinirlenme olarak ortaya çıkar. Örnek vermek gerekirse ağız sapırtısı, tırnak ile bir nesneyi cizmek, metal ile sürtünme ile oluşan tiz seslere karşı aşırı duyarlılık hali gibi…

Misofonya hastası bir kişi çok sesli bir ortamda dahi olsa algıda seçicilik ile bu tiz sesleri duyabilir ve anlık olarak tepki verebilir. Her on kişiden iki kişi bu rahatsızlığı bilmeden yaşar sosyal problemler ile karşı karşıya kalır.

Bir misofonya hastası sabah kurduğu alarım ile uyanırken sıkıntı çekebilir hatta bu sesi günün belirli bir zamanında duyduğunda rahatsızlığı ortaya çıkabilir. Bu rahatsızlık kişinin algısı ile ilgilidir. Sesi algılama konusunda sıkıntı çektiği için gerilir ve anlık anksiyete yaşar. Kendini tutamaz agrasif bir tutum sergiler. Kendi rahatsızlığı cevresi ile olan sosyal ilişkisini bozar. Eğer sizlerde bu rahatsızlıktan muzdaripseniz önlemler alabilirsiniz.

Misofonya Rahatsızlığı Belirtileri :

Misofonya rahatsızlığı günün sabah saatlerinde ve uykusuz kalınan gece saatlerinde çok sık görülür. Eğer ağız sapırtısı sizi çok etkiliyor yemek yemenize angel oluyor ise genellikle aç olduğunuz zamanlarda şiddetlendiğini göreceksiniz.

Sessiz ortamlarda yüksek sesli müzikden rahatsız oluyorsanız.

Yemek yerken başlarının ağız sapırtısına karşı çok hassassanız

Metal nesnelerin çıkardığı sesler sizi anlık olarak rahatsız ediyorsa

Odaklandığınız bir konuda dışarı seslere aşırı duyarlıysanız

Popcorn, cips, çerez  gibi ses çıkaran yiyecekleri yiyen insanlar sizde anlık sinire sebep veriyorsa

Bebek ağlaması sinirlerinizi geriyorsa

Misofonya Tedavisi Nasıldır

Misifonya tedavisi ileç kullanarak yada psikolog ile terapi yapılarak iyileşebilen bir rahatsızlıktır. Terapiler kişinin algısını nasıl değiştireceği, bu sesleri duyduğunda nasıl davranacağı ve seslere odaklanmanın gereksizliğini içerir. Genellikle kişi seslere odaklanmak yerine olaylara odaklanırsa bu durumdan çok kısa sürede kurtulur. Seslerin neden rahatsız ettiğini öğrenmesi kişiyı rahatlatacaktır. Uykusuz bir kişinin tiz veya yüksek sesli müzikten rahatsız olması yada çok aç sofraya oturmaması gibi önlemler alarak sinirini yatışıtrmasını sağlayacaktır.

psikolog ucretleri

Psikolog Ücretleri Ne kadar ve Nasıl değişir

Psikolog Ücretleri

Psikolog olmak hayatı başka bir pencereden görmektir. Kendi huzurunuzu başkalarının huzurunu düşünerek hep dengede tutmaktır. Hep öğrenmek öğrenmek ve yine öğrenmektir. Eğitim hayatının hiç bitmediği bir meslekdir psikolog. Özel konulara vakıf olmak dingin bir hayatı seçmekdir. Psikolog para kazanmak için değil insanlara yardımcı olmak için seçilmiş idealist bir meslektir. Psikolog ücretleri ülkemizde çok farklılık göstermektedir. Özellikle özel sektörde psikolog ücretleri bu mesleğin ne denle zor bir meslek olduğunu da hatırlatır.

Psikolog Ücretlerinde Farklılık

Psikolog ücretleri bir çok ilde farklılık göstermekdir. İstanbul psikolog ücretleri ortalama 200-220 TL arasında dır. Bölge bölge değişiklik gösterebilir. Örneğin Bağdat caddesinde 400- 600 TL çıkabilir. Önemli olan ücret midir. Kesinlikle hayır.
psikolog ücretleri
psikolog ücretleri

Psikolog ücretleri arttıkça psikologların başarılar artar diye bir kural asla olamaz. Aksine populer bir psikoloğun ücretinin artması normaldir. Sizlere önerimiz psikologların başarılarının saklı kalmadığını unutmamanınız. Artık herkes sosyal medya aracılığı ile internet üzerinde başvurdukları danışmanların kendilerine ne denli yardımlarının dokunduğunu anlatan yorumlar bırakmaktadır. Bu yorumlar güvenilir sitelerden erişildiği sürece sizi doğru yönlendirecektir. Tavsiye ediyorum, en iyi hekim, doktor sitesi gibi sitelerden yardım alabilirsiniz. Unutmayın ! Size destek vermek isteyen bir psikoloğun telefonla size bilgi vermesi çok doğaldır bundan kaçınmayınız eğer sorununuz için gerçek bir yardım istiyorsanız önce telefon ile kendinizi ifade edin güven duyuyorsanız randevu alarak ön görüşme yapabilirsiniz.

Ön görüşme ücretilimidir?

Hayır ücretli olmamalıdır. Bir psikolog size ruhsal problemleriniz için yardımda bulunmak için bu mesleği yapar sizi sadece dinlemek için değil. Ön görüşme yeterli veri sunmadığı için bir psikolog size ön görüşmede yardımcı olamaz. Ön görüşme sizin yardım almak için karşınızdaki profesyonel psikoloğa güvenip güvenemeyeceğinizi, psikoloğun ise sizin sorununuzu anlayıp nasıl bir yardıma ihtiyacınız olduğunu anlamasını sağlar. Ücretli olması gerekmez. Buradan ön görüşme talep edebilirsiniz

Kısa bir inceleme neticesinde sizde kolaylıkla uygun konuda uzmanlaşmış bir psikolog bulabilirsiniz. Eğer yardım almak isterseniz Aynadan Psikolojik Danışmanlık Merkezini arayabilirsiniz. Tel : 0216 330 80 17 Sitemizde size uygun psikologlarımızın özgeçmişlerini uzman psikolog linkinden inceleyebilirsiniz

Uzm. Psk. Ayşegül ÜLKÜ USLU

Uzman Psikolog Seçimi ve Yorumları İstanbul

Uzman Psikolog Ayşegül ÜLKÜ

E-Mail : aysegul@aynadandanismanlik.com

Psikolog

Aynadan Psikoloji Danışmanlık Merkezi Kurucusu 2009-

Eğitim

Üniversite: Doğu Akdeniz Üniversitesi Psikoloji ( İngilizce)

Yüksek Lisans: İstanbul Ticaret Üniversitesi Aile Danışmanlığı

Süleyman Demirel Üniversitesi Aile Danışmanlığı Eğitimi ( 420 Saat)

Üstün Potansiyelli (Zekalı) Çocuklar Psikanaliz

Sertifika ve Eğitim Belgeleri:
• EFT Yöntemi ile sosyal fobi, korku, kaygı, Kekemelik, Stres, Sınav Kaygısı gibi Problemlerin Çözümü Eğitimi
• Süleyman Demirel Üniversitesi Aile Danışmanlığı Eğitimi (420 Saat)
• Temel Nöroloji Eğitimi
• Psikolojik Testler – Çocuk Objektif Testler Eğitimi
• Girne Amerikan Üniversitesi Psikoloji Bölümü  ‘’16. Ulusal Psikoloji Öğrencileri Kongresi’’  Katılım Belgesi
• Girne Amerikan Üniversitesi ‘’Psikolojik Travma ve Travmaya Müdahale Eğitimi’’ Katılım Belgesi
• Oyun Terapisi Eğitimi
• Grup Terapileri Eğitimi
• Türk Psikologlar Derneği-“Aile Terapisi ” Çalışma Grubu Katılım Belgesi
• İstanbul Psikodrama Enstitüsü- İstanbul Uluslararası Zerka Moreno Enstitüsü- “Psikodrama da Aile ve Çift Terapileri“
• Okan Üniversitesi Psikoloji Bölümü ‘’17. Ulusal Psikoloji Öğrencileri Kongresi’’

Lisans öğrenimi sırasında Doğu Akdeniz Kolejinde staj yaptı. Lisans öğrenimi sırasında bir çok Sosyal Sorumluluk Projesinde gönüllü olarak yer aldı. Lisans Öğrenimi sırasında Grup Terapileri ve Psikodrama etkinliklerine yardımcı terapist olarak katıldı.
İstanbul Barosu nun Metro Çalışan kadın işçiler dayanışma projesinde yer aldı.
TRT Kanalının düzenlediği Sınıf 2011 TV Programında Psikolog olarak 1 yıl görev aldı.
Maltepe Belediyesi işbirliği ile düzenlenen ergen psikolojisi üzerine seminerler verdi.
Doğa Koleji nin düzenlediği Ergen psikolojisi üzerine konferanslar.
Kavram meslek yüksek okulunun düzenlediği Kadın girişimciler paneli konuşmacı olarak katıldı.
Bil Dersaneleri eğitim panelleri konuşmacı olarak katıldı.

Eylül 2005 – 2006 yılları arasında  Bilfen Okulları Psikolog  ,
Ağustos 2006 – 2009 Dilko Eğitim Kurumları Psikolog
Nisan 2008 Yapboz Anaokulu Kurucu
Ekim 2009 – Aynadan Psikolojik Danışmanlık Merkezini Kurucu Psikologu olarak halen görevine devam etmektedir.

2008 yılında Özel Dilko Eğitim Kurumlarında çalışırken bireysel öğrenci koçluğu ve sınav kaygı grupları oluşturmuş, öğrencilerin sınava hazırlık aşamalarını birebir takip etmiş, tamamını Türkiye’ nin sayılı üniversitelerine yerleştirerek sınava hazırlık aşamasında öğrenci psikolojisinin önemini vurgulamayı başarmıştır.

Uzman Psikolog Ayşegül ÜLKÜ USLU Mesleki ilgi alanları

Mesleki ilgi alanları arasında Aile Danışmanlığı, çift terapisi, yetişkin terapisi ve boşanma, intihar eğilimli olan veya girişiminde bulunan bireylere bireysel terapi, panik atak, ergenlerin duygusal ve iletişim problemleri.
Üstün potansiyelli çocuklar üzerine beş senelik deneyim, Yetişkinlerde Hiperaktivite ve Dikkat Eksikliği ( DEBH) özellikle çalıştığı alanlar arasındadır.

terapi

Terapi Nedir? Terapinin Kuralları varmıdır?

Terapi nedir?

Terapi Ruh Sağlığı tedavisidir. Konuşma ile gerçekleşir. Psikolog, terapist yada Psikolojik Danışmanın gerçekleştirdiği etik kuralları vardır. Terapist danışanın terapi esnasında kendi iç dünyasına yaptığı yolculuktur. Terapi belirli süreçlerden oluşur başlangıç süreci, gelişim süreci ve sonuç süreci dir.

Başlangıcı biraz sabır ve zorluk içerir. İlerleyişini terapist ve danışan birlikte belirler. Terapinin kılavuzu terapist tir. Terapist tek başına hiç birşey yapamaz fakat danışanı yüreklendirerek çözüme odaklanmalarını sağlar.

Terapistlerin elinde sihirli değnek yok. Zihinsel ve duygusal bozukluk gösteren bireylerde daha sağlıklı bir ruhsal denge sağlamak amacı güder. Ve bu süreçte danışan ve terapist arasında düşünce ve duygu alışverişi kurulur. Bu alışverişin kurulduğu süreç hem bir bilimsel süreçtir çünkü kendi içinde sistemi vardır hem de sanattır çünkü yaratıcılık ve zeka gerektirir. Sanat terapisi beceri, bilgelik ve sanat icra etmektir. Günümüzde sanat terapistleri sıra dışı problemlerin bile sanat ile tedavi edilebileceğini ön görmektedir.

Terapinin Kuralları

Terapinin etik kural içerisinde kalarak yapıldığını unutmamak gereklidir. Danışan özlük haklarının korunması Bu koşullar ve kurallar terapist tarafından danışana anlatılır. Yani bir nevi sözlü anlaşma yapılır. Ve danışan dan buna uyması beklenir. Terapinin süresi, zamanı ve ne kadar süreceği genel hatları ile konuşulur. Ücretinin ne olacağı konuşulur ve terapiye başlanır. Seanslar süresince danışan uzmana güven duyar ve açık net ifadeler kullanır. Ne kadar net olunur ise tedavinin süresi kısalır ve sonuça ilerlemek kolaylaşır.

Sorun Odaklı Seans

Bazen gündelik hayatta başa çıkamadığımız sorunlarımızı arkadaşlarımız yerine bir uzmana danışmak çok daha faydalıdır. Uzmandan fikir almak doğru seçimleri yapmamızı ve hata yaparak öğrenmemizi engelleyecektir. İş değiştirmek gibi önemli bir konuyu fevri kararlar alarak yapmak ve sonuçlarına katlanmak insanı korkutabilir. Böyle bir kararı uzmana danışarak uygun zamanlamada yapmak karşılaşacağımız sorunları en hafife indirmemize yardımcı olacaktır. Bu gibi gündlik hayat içerisinde almakda zorlandığımız kararları uzmanlar yardımı ile profesyonel çözüme ulaştırabilir sonuçlarınıda göğslerken pişmanlık duymayız.

Sizlerde profesyonel yardım almak sorunlarınızı doğru bir şekilde çözmek isterseniz buradan randevu alabilir ön görüşeme yapabilirsiniz.

psikolojik danisma

Psikolojik Danışma nedir amaçları kuralları ve ücreti

PSİKOLOJİK DANIŞMA

Psikolojik danışma nedir? Psikolojik Danışma tarafsız bir şekilde danışanın sosyal, eğitimsel ve mesleki konular da amaçlarının belirlenmesini sağlamak, yaşadığı problemleri çözüme kavuşturması gelişim sürecidir. Terapist ve Psikolog tarafından tanımlanmıştır.

Psikolojik Danışma amacı
• Gelişimsel Amaçlar: Danışman, bireyin çeşitli alanlarda onun gelişimine ilişkin değişimlerini tanımasına ve uyum sağlayabilmesine yardım eder.
• Koruyucu Amaçlar: Burada psikolojik danışmanın amacı, bireyde istenmedik sonuçlara yol açabilecek duygu, düşünce ve davranışları tanımlayabilmesine de  yardımı amaçlar.
• Zenginleştirici Amaçlar: Bireyin sahip olduğu yetenek ve becerileri danışmanın yardımıyla tanıyıp, geliştirebilmesine yardımı içerir.
• Çare Bulma Amacı: Bireyin üstesinden gelmesi gereken istenmedik bir gelişim özelliğine müdahale ederek yardımı sağlamak. Danışmalar, bireylerin kusurlu davranışlarının nedenlerini görebilmelerine yardım ederek, onların yerine kendi gereksinimlerini karşılayabilecek daha sağlıklı ve uygun davranışlar geliştirebilmelerine yardımcı olurlar.
• Keşfettirici Amaçları: Yeni etkinlikler, ilişkiler içerisinde bireyin kendisine uygun amaçlar seçebilmesini içerir.
• Pekiştirici Amaçlar: Bireyin düşünce ve duygulanımının yolunda gittiğini duyma gereksinimini pekiştirmesine yardımı amaçlar.
• Zihinsel Amaçlar: Danışmanlar, öğrencilerin öğrenme keyfini yaşamasına yardımcı olur. Öğrenmeyi öğrenmelerine yardımcı olular.
• Fizyolojik Amaçlar: Normal gelişim özelliklerini tanıyıp, öğrencilerin bedenlerindeki değişmeleri kabul edebilmelerine yardımı amaçlar.
• Psikolojik Amaçlar: Olumlu toplumsal iletişim becerilerinin kazanılması, duyguların ve öfke kontrolünün öğrenilmesi.
• Koruyucu Amaçlar: Tüm Rehberlik ve Psikolojik Danışma Ekibi’ nin çocukluk yıllarında ortaya çıkabilecek ve çocuğun umutlarını ve mutluluğunu olumsuz yönde etkileyebilecek yaşantıların öğrenilmesi için çalışılması (istismar, ana-baba çatışması, boşanma, madde
bağımlılığı, arkadaşlarla kavga, sevilen birinin kaybı vb.).

PSİKOLOJİK DANIŞMA SÜRECİ NEDİR?

           Psikolojik danışma sürecinde danışmanınız gizlilik, güven ve kişilik haklarına saygı çerçevesinde konuşmak istediğiniz her konuda sizi yargılamadan, koşulsuz kabul ederek dinleyecek, size açık ve dürüst davranacak, karşılaştığınız sorunları çözmede size yardımcı olacaktır.

Psikolojik danışma sürecinde üzerinize düşen sorumluluk; servise gelmeden önce psikolojik danışmandan randevu almanız, kararlaştırılan gün ve saatte görüşmelere devam etmeniz, görüşme sırasında sizi rahatsız eden konularda olabildiğince açık ve dürüst konuşmanız, size -eğer istenirse- verilen ödevleri yapmanızdır. Eğer görüşmeye gelemeyecek olursanız danışmanınızı bu
konuda önceden bilgilendirmeniz iyi olacaktır. Psikolojik danışman ile ilk karşılaştığında birçok öğrenci biraz kaygılanabilir. Fakat ilk görüşmenin ardından, psikolojik danışma süreci size daha kolay gelecektir.
PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK SERVİSİNDE SUNULAN HİZMETLER NELERDİR?
Psikolojik Danışma Servisi kısa ve uzun süreli bireysel psikolojik danışma hizmeti vermektedir. Bireyler, günlük yaşam, kişiler-arası ilişkiler, karar verme, ve yukarıda ayrıntılı şekilde açıklanan konularla ilgili olarak servise danışabilirler. Bireysel görüşmelerin yanında, dönem içerisinde verilen seminerler ile öğrenciler çeşitli konularda bilgilendirilmekte ve bu konularla ilgili gruplar oluşturularak, öğrencilere grupla psikolojik danışma hizmetleri sunulmaktadır. Ayrıca, yeni gelen öğrencilere oryantasyon programı uygulamaktadır.
REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİNİN AMAÇLARI
Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin amacı bireyin;
a- Kendini fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal yönden tanımasına,
b- Gelişimi için gerekli fırsatları, okul içi ve dışı eğitim imkanlarını, meslekleri, toplumun beklentilerini tanımasına,
c- Temel eğitimden başlayarak niteliklerine uygun bir program seçmesine,
d- Problem çözme gücünü geliştirmesine, doğru kararlar verebilmesine, çevresi ile olumlu topluma yararlı biri olarak yetişmesine yardım etmektir.
EĞİTİMDE REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİNİN GEREĞİ
1.Çağımızdaki hızlı gelişmeler toplum içinde ve toplumlar arasındaki etkileşimi yoğunlaştırmış, insanlar birbirlerinden farklı değer ve anlayışlarla karşı karşıya kalmış, bireylerin kendi gelişmelerine ve ihtiyaçlarına en uygun durumları ve şartları tanımaları, seçmeleri zorlaşmıştır.
2.Çağdaş bütün toplumlarda olduğu gibi toplumumuzda da bireylerin seçebileceği mesleklerin sayıları artmış, bireylerin kendilerine en uygun işi ya da mesleği seçmeleri önemli ölçüde zorlaşmıştır.
3.Yeni gelişmeler ve toplumsal değişmelere uygun olarak eğitimde de eğitim ve okul programları öğrencilerin farklı ihtiyaçlarını karşılamak üzere her geçen gün daha da çeşitlendirilmiş, öğrencilerin bu programları iyi tanıyarak kendilerini gerçekleştirmelerine uygun bir öğretim programı almaları, kendilerine uygun ders, kurs, bölüm, program, eğitici çalışma ve bir üst okul seçmeleri giderek zorlaşmıştır.
4.Okullarda öğrenci kalabalıklığına karşı eğitimi bireysel ihtiyaçlarına uygun bir yaklaşım içinde sürdürebilmek için, öğrencilerin türlü özellikleri ile tanınmaları önem kazanmıştır.
5.Gittikçe artan sanayileşme ve modernleşme aile içindeki ilişkileri geniş ölçüde etkilemiş yetişmekte olan genç ile yetişkin kuşak arasında ciddi uyumsuzluklar ve çatışmalar belirmiştir.
6.Kuşaklar arasındaki çatışmaların sonucundaki uyumsuzluklar, kişiler arası ilişkilerin insancıl ilke ve anlayışlara göre düzenlenmesinin kaçınılmaz olduğunu göstermektedir.
Yukarıda özetlenen nedenlerden dolayı, çağdaş ve demokratik tüm eğitim uygulamalarında olduğu gibi “Rehberlik ve Psikolojik Danışma” hizmetleri eğitimin genel amaçları doğrultusunda eğitim ve öğretimin ayrılmaz bir yanı olarak yer almıştır.
REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA ÖNEMİ

psikolojik danisma
psikolojik danisma

RPD’ nin öneminin en iyi şekilde anlaşılabilmesi için amacının kavranması gereklidir. Yani RPD ’nin önemi, amacında gizlidir. Psikolojik danışmanın en önemli amacı, bireyin kendini gerçekleştirilmesine yardım etmektir. Kendini gerçekleştirmekte olan bireyin taşıdığı özellikler aslında, psikolojik sağlığı yerinde olan, çağdaş insanda bulunması gerekli özelliklerdir. Kendini gerçekleştiren bir insanın özelliklerini bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz; Kendini gerçekleştirmekte olan insan, kim olduğunu gerçekçi bir gözle algıladığı gibi kim olabileceği hakkında daha tutarlı bir görüşe sahiptir. İnsan değerlerine saygı duyar, onları benimser ve geliştirir. Zamanı iyi kullanır, değişmeye ve yeni yaşantılara açıktır… vb.. RPD, ayrıca bireylerin kendini anlamasını, problemini çözebilmesini, kendine en uygun seçimleri yaparak gerçekçi kararlar alabilmesini , kendi kapasitelerini en uygun bir düzeyde geliştirilmesini, çevresine dengeli ve sağlıklı bir yapabilmesini vb. amaçlar.
PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİKTE YANLIŞ ANLAYIŞLAR
Rehberliğin ne olduğuna ilişkin yıllardır çok şey söylenmiştir. Genelde rehberliğin bireye doğru yolu gösterme işi olduğu sanılır. Oysa rehberlik tüm yolları gösterip, kendisine en uygun olanı yine kendisinin seçmesine yardımcı olmaktır. Psikolojik danışma ve rehberlikte yaygın olan yanlış anlayışlardan önemli görülen bazılarını şu noktalarda toplamak mümkündür:
1.Psikolojik danışma ve rehberlik yardımı bireye tek yönlü ve doğrudan doğruya yapılan bir yardım değildir. Bu yardım ancak karşılıklı bir etkileşim sonucu gerçekleşebilir.
2.Psikolojik danışma ve rehberliğin temelinde bireye acımak, onu kayırmak, her sıkıntıya düştüğünde bireye kanat germek gibi bir anlayış yoktur. Rehberlik anlayışında birey güçlü ve değerli bir varlıktır. Psikolojik danışma ve rehberlik yardımının amacı; bireyin sahip olduğu gücü kullanmasını ve daha da geliştirilmesini sağlamaktır.
3.Psikolojik danışma ve rehberlik, bireyin sadece duygusal yanı ile ilgilenmez. Bir bütün olarak bireyin tüm gelişimi ile ilgilenir.
4.Psikolojik danışma ve rehberlikte kullanılan tüm yöntemler ve teknikler amaç değil araçtır. Bunlardan çıkan sonuçlar toplanarak sistematik bir biçimde sınıflandırılmalıdır. Bu nedenle uygulanan tekniklerden çıkan sonuçlar rehberlik servisine ulaştırılmalıdır.
5.Psikolojik danışma ve rehberlik bu yardımı alan birey bakımından bir öğrenme konusu ya da ders değildir.
6.Rehberlik bir disiplin görevi değildir, rehberlik yargılamaz, ceza vermez. Bu yardım ile öğrencinin davranışlarının değişebileceği ve böylece öğrencilerin çevresine daha sağlıklı ve dengeli bir uyum sağlayabilecekleri açısından rehberlik ile okul disiplini arasında dolaylı bir bağlantı kurulabilir.Ancak, disiplin anlayışı ile rehberlik anlayışının bağdaşmaması okullarda disiplin işlemlerinin gereksiz olduğu anlamında alınmalıdır.
1. Psikolojik danışma ve rehberlik, her türlü problemi hemen çözebilecek sihirli bir güce sahip değildir. Psikolojik danışma ve rehberlik yardımı alan bireyin bu yardımı almaya hazır ve istekli oluşu önemlidir. Birey, değişmeye ve yeni yaşantılara açık olduğu sürece psikolojik danışma ve rehberliğin gücü de artar. Öte yandan bireyin içinde bulunduğu ortam ve koşullarda yardımın etkililiğini etkiler. Okullarda tüm öğrenciler için sürdürülen psikolojik danışma ve rehberlik yardımının etkililiği, yine, okulun ortam ve olanakları ile yakından ilgilidir.

Psikolojik Danışma konusunun terapi yazısında detaylı olarak anlatılmıştır. okuyabilirsiniz.

ergen-psikolojisi

Ergen Psikolojisi konusunda bilinmeyenler ergen psikoloğu yorumları

Ergenlik, kızlarda 11 erkeklerde ise 13 yaşında başlayan ani büyüme ve gelişmeyi bünyesinde bulunduran bir durumdur.Ergen Psikolojisi Ergen psikologu, bu dönemde büyüme ve gelişmeyle beraber duygusal buhranlar da yaşayan ergen, hem ailesiyle hem de arkadaşları ile iletişim problemleri yaşar. Bu iletişim problemleri arttıkça bu sıkıntılar ergen tarafından içselleştirir ve psikolojik sıkıntı oluşma ihtimali yüksek bir hale getirir. Bu durumda, ailenin herhangi bir ergen psikoloğundan yardım alması, ergenin buhranlarını daha kolay atlatmasını sağlayacaktır.

Ergenin bu kadar sıkıntı yaşamasının ana nedenlerinden biri de ergenin yetişkin dünyasına geçme çabasından kaynaklanmaktadır. Ergen Psikolojisi Bu sıkıntıları yaşaması, ergenin özellikle gelecek konusunda sıkıntılar yaşamasına sebep olur ve gelecek kaygısı yaşayan ergen, mevcut zamandaki anlık yaşamını olumsuz etkilemektedir. Ergen uzmanının yapması gerekenlerden biri de geleceğe karşı bakış açısını ve yönelimlerini şekillendirmektir.

Ergen Psikolojisi Dönemleri

ergen psikolojisi
ergen psikolojisi

Ergenlik döneminin sorunsuz atlatılması genç yetişkinlikte bireyin travma yaşamasını önler. Geçmişde yaşanan travmalar bireyle birlikte geleceğe tasınır. Bu travmalar bireyin karar alma mekanizmasını olumsuz etkilerken seçimlerinde hatalar yapmasına, gelecekte kuracağı hayatın yapı yaşlarını yanlış yerleştirmesine sebep olur. Birey hayatını şekillendirirken önce büyük taşları daha sonra daha küçüklerini yerleştirmeli en son kumları üzerine eklemeli sağlam bir teml ile oluşturulan hayat güçlü ve yıkılmaz bir yapıya dönüşmelidir. Kuracağı aile ,iş hayatı ergenlik döneminde yaptığı seçimler üzerine inşaa edildiği unutulmamalıdır. Aile çocuğu için en doğrusunu düşünmek yerine ergen bireyin seçimlerini göz önünde tutarak profesyonel yardım almalı sonuçlarını zaman içinde görmeli gerekli karar ve değişiklikleri yine ergen bireyi de konuya dahil ederek çözmelidir.

Ergen Psikoloğu Ailelere Nasıl Yardımcı Olur?

Ergen Psikoloğu ergen odaklı yaklaşımla ailelerin kaygılarını giderirken, bireyin durumunu gözden geçirip mevcut olanakların en iyi şekilde ergene anlatılmasına yardımcı olur. Hatalarını ailesi gibi ön yargılı değil onun arkadaşı gibi çözümler üretir. Bu çözümleri ergen birey ile tartışarak onun duygularını hiçe saymadan yapar. Aile – ergen ve uzman ortaklığın da yapılan seanslar sancılı dönemin, çatışmaların engellenmesi ifade ögürlüğünün ön planda olduğu özverili bir süreçtir. Ergen Psikoloğu hakkında merak ettiklerinizi Ergen Psikoloğu yazısından okuyabilrisiniz.

 

yetiskin-psikolojisi

Yetişkin Psikolojisi ve Yetişkin Psikoloğu

YETİŞKİN PSİKOLOJİSİ

Yetişkin dünyasında, sosyal problemlerden kişisel problemlere, takıntılardan saplantılara bir çok neden kaynaklı psikolojik sıkıntılar oluşturabilmektedir. Yetişkin psikolojisi Bu sorunlar önceleri yetişkine basit gelmektedir. Fakat bu problemler sosyal yaşamın sıkıntıları ile birleşmekte ver ardından da baş edilmez bir hal almaktadır. Yetişkinde bulunan psikolojik sıkıntılar yetişkin tarafından erken sürede fark edilmekte fakat kabullenememektedirler. Kabullenildiğinde genelde tahammül edilmez bir hal almaktadır. Bu nedenle yetişkinin, sosyal, kişisel ya da geleceğe yönelik sıkıntılar yaşaması durumunda zaman geçirmeden bir uzmana başvurması gerekmektedir.  Psikolog öncelikle, yetişkinlikteki problemi tespit etmekte, daha sonra da bireyin kişiliğine, sosyal yaşamına ve gelecek planlarına uygun şekilde bir tedavi planı belirlemektedir. Bu tedavi planı çerçevesinde bireye en uygun tedaviyi uygulamakta ve daha sağlıklı ve daha verimli bir hayat yaşamasına yardımcı olmaktadır.

Yetişkin Psikolojisi ve Düzenleme

Benim hayatım neden bu kadar karmaşık”, ”Amma karışık şeyler yaşıyorum, bir türlü hayatım düzene girmiyor”, ”Yine işleri karıştırdım, bunu hep yapıyorum”, ”Nasıl oldu yine işler karıştı ben anlayamıyorum” gibi sözleri tekrarladığınız karmaşık, düzensiz bir hayatınız var ise cevabı basit bilinçaltınıza karmaşık mesajlar yolluyorsunuz ve karmaşık sonuçlar alıyorsunuz demektir.
Zihni sadeleştirmek önemli detaylar içerir. Bu detayları yardım alarak kurgulamak zamanı doğru kullanmak ve kendinizi sevmek gibi temel adımları yardım alarak en doğru şekilde yapmak yetişkin psikolojisi için büyük önem taşır.

psikolojik testler

Psikolojik Testler

Psikolojik Testler

Psikolojik testler bireyin psikolojik durumunu, zekasını ve davranışlarını ölçmek için kullanılan materyallerdir. Bu materyaller uzmanlar tarafından uzun süreler ve çok sayıdan denekle uzun çalışmalar sonucu oluşturulmuş testlerdir. Her test sadece amacına uygun
şekilde kullanılır.

Psikolojik testler amacına uygun uygulandığında uzman ve uygulanan kişi için çok önemlidir. Çünkü, psikolojik testler, psikologa şüphelendiği yada araştırması gerektiği konu yada sorunla ilgili sayısal ve daha net bilgiler vermektedir. Bu bilgiler sayesinde duruma ya da soruna daha çözümcü ve daha uygun yaklaşımlarda bulunulmaktadır. Fakat burada dikkat edilmesi gereken durum psikolojik testler sadece uzmanlar tarafından yapılmaktadır.

 

Wisc-r Teati

Wisc-r TEsti Uygulama ve Analiz Merkezi

 

 

 

Benton Testi

Benton Görsel Bellek Testi

 


 

psikolog-dokunmak

HASTA – DANIŞMAN İLİŞKİSİNDE DOKUNMA

HASTA – DANIŞMAN İLİŞKİSİNDE DOKUNMA Etik konularla ilgili süpervizyon çalışmalarında   Öğrencilerin ortaya …

asperger-sendronu

ASPERGER SENDROMU

ASPERGER SENDROMU Asperger Sendromu (AS)1944´de Avusturyalı hekim Hans Asperger tarafından “otistik piskopati” …

misofonya

Misofonya İşitsel Algı Bozukluğu Sendromu

Misofonya Nedir? Misofonya işitel algı bozukluğu olarak tanımlanan, bireyin bağzı seslere karşı seçici davranması, …